Sürgünde

sürgündeDilini bilmediğim bir sürgün ülkesindeyim. Taksiye binemem, ekmek alamam. Yürüyemem, karanlık sokaklar ıssız.

Adresi bilmiyorum, eve götür beni, bir sen biliyorsun dilimi.

Kimse anlamıyor dilimi; otobüste geniş oturuyorlar yanıma, bakkala sigarayı işaret ediyorum, sesim mi çıkmıyor, dilim mi dönmüyor? Üstüme üstüme yürüyorlar. Yabancıyım. Dirsek atıyorlar, saçımı çekiyorlar, çelme takıyorlar.

Merdivenlerden onlar gibi inemiyorum, onlar gibi yiyemiyorum yemeğimi, sahilde onlar gibi oturamıyorum banka. Yokmuşum gibi yanaşıyorlar dibime. dikip gözlerini bakıyorlar. Gülümsemem yapışıyor yüzüme, sırıtıyorlar. Ya erken gidiyorum ya geç kalıyorum. Ya alay ediyorlar ya kızıyorlar.

Yanlış tarafında dikiliyorum vapurun, yolun yanlış tarafında yürüyorum, yanlış pijamalar giyip yanlış yataklarda yatıyorum. Tadlarını yanlış aldığım yanlış yemekleri ya az ya çok yiyorum. Elbiselerim yanlış ayakkabılarım yanlış. Saçımı ya çok uzun bırakıyorum ya çok kısa kestiriyorum, ya dağıtıyorum ya çok sıkı topluyorum. Yanlış oturuyorum masalarda. Yanlış okullarda okuyup yanlış insanlarla arkadaşlık ediyorum. Yanlış semtlerde, yanlış apartmanlarda, yanlış katlarda oturuyorum. Mutfağım yanlış yerde balkonum yanlış. Yanlış açıyor çiçeklerim, kuşlar yanlış ötüyor, kedilerim yanlış uyuyor.

Gözlerim yanlış görüyor, kalbim yanlış çarpıyor, yanlış sıkıyorum dişlerimi, sesim yanlış çıkıyor, elimi ağzıma yanlış götürüyorum, yanlış oturuyorum sandalyelerde. Hasta olmam yanlış, iyileşmeyi hiç bilmiyorum, yanlış bu öksürükler. Yanlış saatlerde uyuyor yanlış saatlerde uyanıyorum.

Biraz daha öne eğiliyor yürüyüşüm her geçen gün, önüme bakıyorum. Tökezliyorum.

Sokaklarda kayboluyorum, durmadan kayboluyorum, kime yolu sorsam daha da yanlış yerlere götürüyor tarifleri. Gülüşmelerini duyuyorum arkamdan. Şefkat dileniyorum, kendime kapanıyorum, küçülmeye çalışıyorum, acınmayacak kadar iriyim.

Islak banklar denk geliyor oturmaya kalksam. Cam kenarları hep kapılmış oluyor otobüslerde, doğru düğmelere basamıyorum, doğru duraklarda inemiyorum, Koynuma konuşuyorum, kaçamak, her lafımı geri almaya hazırım, ne isterlerse onu demeye, kızıyorlar. İyice elim ayağıma dolaşıyor. çantamı doğru koyamıyorum oturduğumda kucağıma. Öyle büyüğüm, çok yer kaplıyorum. Mağazalarda dolaşamıyorum onlar gibi, güvenliğin gözü üstümde, tezgahtarlar sesimi duymuyor. Paramı alıp başlarını çeviriyorlar. Sırada önüme geçiyorlar, gülümsüyorum, hep en sona kalıyorum.

Akıl veriyorlar, heyecanlanıyorum, tamam diyorum, kesin, doğru olanı iyi ki bana gösterdiniz, ne kadar iyisiniz, ben diyorum yabancıyım da buralarda, bilmiyorum, diyorum, sabahları nasıl uyanılır bilmiyorum, insan yüzünü nasıl yıkar bilmiyorum, saçını nasıl toplar, nasıl yazar, nasıl okur, nasıl müzik dinler, yolda nasıl yürür, ne zaman nasıl nerede uyur bilmiyorum ne zaman uyanır ah öyle yabancıyım ki diyorum, ve siz öyle iyisiniz, bana söylediniz. Elimden geleni yapacağım, diyorum, öyle korkuyorum ki benden vaz geçmelerinden. benden vaz geçmesinler istiyorum.

Yine de sevmiyorlar. Yabancıları sevmiyorlar.

Bir sensin anlayan dilimden, adresi bilmiyorum, eve götür beni.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir