Küskün

küskün yalnız kadın

Yaprak kımıldamayan yumuşak bir akşamüstü. Cırcırböceklerinin sesi geliyor ve eğer hanımeli olsaydı bahçenin öbür ucunda kokusu gelirdi. Yine de öbür ucundan hanımeli kokusu gelen bir bahçedeymişçesine bir hafiflik var havada. Yürümüyor da süzülüyor kadın başının yarısını örttüğü şalıyla önündeki yükseltide üç kişinin oturduğu evin önünden geçerken.

Laf atıyor oturanlara yürüyüş temposunu hiç bozmadan, hiç yavaşlamadan, cevaplara dikkat etmeden, ne haber, ne yapıyorsunuz, iyisiniz iyisiniz, diyor, çünkü ben cevaplarınızı dinlemeyecek kadar meşgul bir yetişkinim, ve siz iyisiniz iyisiniz. Alışık olmadığı ama pek hoş bulduğu hafiflikler. Tatile gelmiş misafir hali laf attığı anne babadan kaynaklanmıyor ama onlara hava atıyor bu umursamazlıkla. Dokunulmazlığı var şimdi. Güç aldığı kişi üçüncü şahıs anne babanın yanında oturan. Onun pervasızlığından güç alıyor olmalı: Böyle de algılanabiliyor işte hayat; en yakın denize kilometrelerce uzaklıktaki bir köy evinin önünde ayağımda plaj terlikleri, boynumda plaj havlusu üzerimde bir mayo ile iki ihtiyarın yanında oturup laflayabiliyorum. Çünkü hayat! Nasıl algılarsan öyle, nasıl yaparsan öyle ve yapana kadar yapıyormuş gibi yap. Kişisel gelişimin abcleri. Ama bundan daha derin bir şeyler olmalı.

Kadın yürüyor hayali hanımelinin olduğu bahçenin öbür ucuna doğru yavaşlamadan. Bahçenin öbür ucu gece. Bahçenin karanlık tarafına giderken, çünkü daha derin bir şeyler olmalı, anne babaya büyüdüğünü ve gücünü göstermenin ötesinde bir şeyler olmalı. Plaj havlulu adamla paylaşılan bir sır var. O sırrın üzerinden geçilmeli, geliştirilmeli, eski dostluklar gibi maziye ve ileriye bakılmalı o sırla. Bahçenin karanlık tarafına giderken, aslında bunu yapmasına gerek kalmamasını dileyerek, çağrılmadan gelmesini isteyerek, ama ihtiyaçtan, sırrı besleme ihtiyacının yoğunluğundan, sadece plaj havlulu adamın anlayacağını düşündüğü kelimelerle çağırıyor adamı ve herkeslerden gizli, şalıyla örttüğü başını cilveli bir şekilde hafif sağa eğerek, gözleriyle gittiği yönü, bahçenin karanlık ucunu işaret ederek yine de eçindeki şüpheyi yok edemeyerek; anlamıştır herhalde diyerek ilerliyor.

Hayali hanımelili karanlık bahçede karanlıktan başka bir şey yok. Mesajı anlamadığından mı, pervasız hali kadını da kapsadığından mı bilinmez, plaj havlulu adam gelmemiş. Yokluğundan biliyor adamı. Boşluk yutmuş zamanı, hayali hanımelini ve kadını. Hafifliği azalmış eve dönüşün ağırlığını yüklenmiş olarak dönüyor geriye. Yeniden küs.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir