Adam cam yiyor, daha ötesi var mı?

cam yiyen adamNeredeyse tamamen karanlık bir otel odası; elektrik yok, sadece dışarıdaki sokak lambasının kapalı perdelerden sızan ışığı aydınlatıyor odadaki dört silueti.

Her şey eski…

Her şey koyu renk odada. Her şey eski zamanlardan kalma. Onlar da eski zamanlardan kalma gibi. Eski model bir adam, eski model bir kadın eski bir binanı ikinci katında, eski eşyalarla döşenmiş bir odadalar. İki geniş yatak var. Kapının karşısında pencerenin önünde altı yaşlarında, biri kız biri oğlan iki çocuk; kumral kısa saçları lüle. Kumral. eski model çocuklar da; büyükler gibi giyinmişler. Kış olmalı üzerlerinde palto var; koyu renk ikisi de. Yeşil kızınki.

Adam, kapının yanındaki yatağın üstüne oturmuş kadın karşısında bir sandalyede.

Otuz beş yaşlarında ikisi de. Kadın adamı biliyor üniversite zamanından. Hatırladığı kişiye benzemiyor ama o olduğunu biliyor. Eski bir sevgili. Kendini öldürmeye kalktıydı, şov dedilerdi o zamanlar. Sonra kadını öldürmeye kalktı, o zaman şov demediler. Kimse ölmedi.

Bırak bunları,  gel, şurada bir çay bahçesi var, gidelim, oturup çay içelim, konuşalım, arkadaş olalım…

Dışarı çıkıyorlar bir ara, adamın bir işi var, kadın da çıkıyor. Adamın uzaklaşmasından korkuyor. Birlikte olurlarsa onu ikna edebileceğini umuyor, ama adam uzaklaşırsa durum daha da umutsuz bir hale gelebilir. Adam daha da katı, daha da kararlı olabilir dönüşünde. Gitmesin istiyor, elini omzuna atıyor adamın eski günleri hatırlatmaya çalışıyor; “Biz aslında iyi arkadaş oluruz seninle, Bırak bunları,  gel, şurada bir çay bahçesi var, gidelim, oturup çay içelim, konuşalım, arkadaş olalım… Her şeyi unuturum ben. Şimdiye kadarki yaptıklarını da unuturum. Gerçekten unuturum, arkadaş oluruz. Çay içeriz. Çay bahçesi var hemen burada, gel.”  “Çay” ve “arkadaşlık” sihirli sözcüklermiş gibi onlarla cümleler kurup duruyor. Adam omzunu silkerek gideceği yöne doğru uzaklaşıyor. Kadın “Tüh!” diyor, çaresiz.

Sen aslında iyi bir insansın, neden böyle şeyler yapıyorsun?

Yine odadalar. Karşı karşıya oturuyorlar. Kadın çıkış yolu bulmaya çalışıyor. Bu durumu nasıl çözmeli. Çocuklara bakıyor yan gözle, onlar habersiz her şeyden oturuyorlar, uslu güzel çocuklar kadınla adam ne olursa o olmaya hazır bekliyorlar. Kadın durmadan umudu giderek azalarak, çaresizliğini gizlemeye çalışarak, “Neden böyle yapıyorsun?” diyor. “Bu kaçırma anlamsız, saçma.” Adam cevap bile vermiyor.

Kadın bir hamle daha yapıyor: “Sen aslında iyi bir insansın,” diyor, “neden böyle şeyler yapıyorsun?” Kadın konuşurken adam elindeki bardaktaki suyu içiyor. Sonra eliyle sıkıp kırıyor bardağı ve cam yiyor:  ‘Kızım, diyor “Ben cam yiyorum, anladın mı?” Kadın bunu “Cam bile yiyorsam sana neler yapabileceğimi düşün!” anlıyor. “Merhamet yok, zerre kadar merhamet yok.”

Kadın korkmuyor, ama umudunu yitiriyor bu inat karşısında: “Kandıramadım bu saçmalığı bırakmayacak, bir yolunu bulup kurtulmalı, ama nasıl?”

Adam cam yiyor, daha ötesi var mı?

Dışarıya çıkan merdivenlerden inerken iki telefonunun da cebinde olduğunu fark ediyor; aslında yardım çağırabilirim telefonlar cebimde… ama dönünce son aramalara bakar ve çok kızar, kızınca da tehlikeli olabilir aramayayım en iyisi, ama mesaj atabilirim sonra silebilirim attığım mesajları… ama camdan bakıyordur şimdi anlar mesaj attığımı heyecanımdan anlar, belli ederim ben, o anlar. Her şeyi anlar. Kaçamıyor, yardım çağıramıyor, bilmediği bir muhitte çocuklar adamda rehin. Çocuklar önemli.

Dışarısı bambaşka. Güneş vuruyor kalabalık işinde gücünde insanların koşturduğu caddeye. Sıcak. Kimseden yardım isteyemez, kimseyi çağıramaz, o anlar. Gözü hep üstünde. Her şeyi anlar o. Nasıl da çaresiz hissediyor kendisini.

Beklenmedik bir tanıdık…

Kadın eski bir arkadaşını görüyor, hiç beklemiyor bu muhitte bir tanıdığa rastlamayı. Şaşırıyor ve umutlanıyor yeniden. Adamın ta caddenin öbür tarafındaki otelin birinci katındaki camdan bakarak ne konuştuğunu anlayacağını bilerek havadan sudan konuşuyor kadınla bir süre. Sonra biraz daha kenara çekiyor arkadaşını, biraz önce havadan sudan konuşuyor halini korumaya çalışarak  “biz kaçırıldık,” diyor “çocuklarla ben… evet çocuklar… onlar içeride şimdi.  Birilerine haber ver bizi kurtarsınlar.” Adamı anlatmaya çalışıyor. Arkadaşı adamın tehlikeli olduğuna bir türlü ikna olmayınca en ürkütücü gerçeği söylüyor: ‘Ya, adam cam yiyor, daha ötesi var mı?”

İşte bu her şeyi açıklıyordu.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir